
AYIN KARANLIK YÜZÜ-2 (MICHAEL)
Hakan ALBAYRAK - Hakan Albayrak Kitabı sf.54
Pırıl pırıl siyah çizmeler, siyah külüt pantolon ve dik yakalı siyah bir kazak. Yirminci yüzyılda bir samuray. Aynanın karşısına dikilmiş suretine bakıyor. Siyah deri ceketini budist bir özenle giyiyor. Sapanını şefkatle iç cebine yerleştiriyor. Siyah motosiklet kaskı ağır çekimle başına gidiyor. Çek asıllı bir düşman! Fakat yüzündeki sert hatlar, gömleklerini derinlikli bir ilgiyle katlamasını engellemiyor. Hiçbir bardağa veya başka eşyaya ona dokunduğunun bilincinde olmadan dokunmamıştır. İdeolojik bir tartışmada yer aldığı görülmemiştir. Zaten yol boyunca pek az konuşmuştur.
Hanau'da bir nümayişe katılacak. Neyle ilgili olduğunu bilmiyor. Bildiği: Nümayiş varsa polis de var.
20 yıl önce, acımasız bir kış gecesinde, atkılı küçük bir kız, babasının "Nereye gidiyorsun?" sorusuna cevap vermeden, evden çıktı.. Otobüs duraklarının bulunduğu Hürriyet Meydanı'na geldi.. Silahını çekti.. Ve duvara, kızıl titrek harflerle, "Holger yaşıyor" diye yazdı. Bunun savaşta bir yeri vardı.
Michael ve arkadaşları, işte o kızın bir zamanlar durduğu noktada bir araya gelip, konuşulacak bir şeyin kalmadığnı gödüler. Gittiler ve atom santralına yakın bir yerdeki kalabalığa karıştılar.
Verimsiz bir gün olacağa benzedi. Neden sonra kalabalığın içinden biri, belki de Michael, "2 Haziran" diye bağırdı. 2 Haziran 1967 akşamı, Berlin'de bir grup solcu, Şah Rıza Pehlevi'nin Almanya ziyaretini protesto etmek amacıyla toplandılar. "Mo-Mo-Mosaddik" vesaire. Sayıları azdı ve bir şey yapacakları da yoktu. Polisin niçin üstlerine yürüdüğü, ömründe ilk kez siyasi bir gösteriye katılan Protestan Kilisesi'nden burslu sevimli bir gence niçin diz çöktürüldüğü, sonra durduk yerde beynine niçin bir kurşun sıkıldığı anlaşılamadı. Tansiyon yükseldi. Michael kalabalıktan sıyrılıp sapanını gerdi, bir polisi başından vurdu. Kalabalık, polise fırsat vermeden Michael'i yuttu.
Eylemden sonra Berlin'e gitti. Yol boyunca neler düşündüğü bilinmiyor. Film olsaydı sevgilisini düşünür dururdu. Ona gidiyordu. Ama çok derinlerde bir yerde, gittiği bir yer yoktu. Sadece gidişi vardı. Ev kalabalıktı. Tina ve bir yığın alternatif. Onunla yalnız konuşmak istedi. Sonra onunla başbaşa kalmanın sıkıcı olacağını düşündü. Sonra çekip gitti. Alternatiflerden biri "Hey Tina!" dedi, "James Dean miydi bu?" Hep birlikte güldüler ve Michael, soğuk gri bir Berlin sabahında, bir parkın çimlerine yayılmış halde bulundu. Kül olmuştu. Yalnız dişleri kalmıştı geriye.
|
• 2006-01-07 23:07:44 - Başlıksız Yorum
yaşamları vardı artık.ambalaj parlak
Ve bazıları isyana hazırdı sebepsiz sanılan
sebebi çocukluk düşlerinde gizli.
Çarpıcı bir anlatım