::://

• 6/1/2006 - sebepsiz isyan

 

 

AYIN KARANLIK YÜZÜ-2 (MICHAEL)

Hakan ALBAYRAK - Hakan Albayrak Kitabı sf.54

 

Pırıl pırıl siyah çizmeler, siyah külüt pantolon ve dik yakalı siyah bir kazak. Yirminci yüzyılda bir samuray. Aynanın karşısına dikilmiş suretine bakıyor. Siyah deri ceketini budist bir özenle giyiyor. Sapanını şefkatle iç cebine yerleştiriyor. Siyah motosiklet kaskı ağır çekimle başına gidiyor. Çek asıllı bir düşman! Fakat yüzündeki sert hatlar, gömleklerini derinlikli bir ilgiyle katlamasını engellemiyor. Hiçbir bardağa veya başka eşyaya ona dokunduğunun bilincinde olmadan dokunmamıştır. İdeolojik bir tartışmada yer aldığı görülmemiştir. Zaten yol boyunca pek az konuşmuştur.

 

Hanau'da bir nümayişe katılacak. Neyle ilgili olduğunu bilmiyor. Bildiği: Nümayiş varsa polis de var.

 

20 yıl önce, acımasız bir kış gecesinde, atkılı küçük bir kız, babasının "Nereye gidiyorsun?" sorusuna cevap vermeden, evden çıktı.. Otobüs duraklarının bulunduğu Hürriyet Meydanı'na geldi.. Silahını çekti.. Ve duvara, kızıl titrek harflerle, "Holger yaşıyor" diye yazdı. Bunun savaşta bir yeri vardı.

 

Michael ve arkadaşları, işte o kızın bir zamanlar durduğu noktada bir araya gelip, konuşulacak bir şeyin kalmadığnı gödüler. Gittiler ve atom santralına yakın bir yerdeki kalabalığa karıştılar.

 

Verimsiz bir gün olacağa benzedi. Neden sonra kalabalığın içinden biri, belki de Michael, "2 Haziran" diye bağırdı. 2 Haziran 1967 akşamı, Berlin'de bir grup solcu, Şah Rıza Pehlevi'nin Almanya ziyaretini protesto etmek amacıyla toplandılar. "Mo-Mo-Mosaddik" vesaire. Sayıları azdı ve bir şey yapacakları da yoktu. Polisin niçin üstlerine yürüdüğü, ömründe ilk kez siyasi bir gösteriye katılan Protestan Kilisesi'nden burslu sevimli bir gence niçin diz çöktürüldüğü, sonra durduk yerde beynine niçin bir kurşun sıkıldığı anlaşılamadı. Tansiyon yükseldi. Michael kalabalıktan sıyrılıp sapanını gerdi, bir polisi başından vurdu. Kalabalık, polise fırsat vermeden Michael'i yuttu.

 

Eylemden sonra Berlin'e gitti. Yol boyunca neler düşündüğü bilinmiyor. Film olsaydı sevgilisini düşünür dururdu. Ona gidiyordu. Ama çok derinlerde bir yerde, gittiği bir yer yoktu. Sadece gidişi vardı. Ev kalabalıktı. Tina ve bir yığın alternatif. Onunla yalnız konuşmak istedi. Sonra onunla başbaşa kalmanın sıkıcı olacağını düşündü. Sonra çekip gitti. Alternatiflerden biri "Hey Tina!" dedi, "James Dean miydi bu?" Hep birlikte güldüler ve Michael, soğuk gri bir Berlin sabahında, bir parkın çimlerine yayılmış halde bulundu. Kül olmuştu. Yalnız dişleri kalmıştı geriye.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
yorum yaz :: arkadaşa gönder

• 2006-01-07 23:07:44 - Başlıksız Yorum

Yazan: hamitakcay
Aşkları da inançları da olmayanların
yaşamları vardı artık.ambalaj parlak
Ve bazıları isyana hazırdı sebepsiz sanılan
sebebi çocukluk düşlerinde gizli.
Çarpıcı bir anlatım
bağlantı

• 2006-01-07 21:12:08 - Başlıksız Yorum

Yazan: hussoloji
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...HUSSOLOJI BLOG...
bağlantı


1- Ender Doğan - Ben Bu Yolu Bilmez İdim
2- İ.Coşar - Semadan Sırr-ı Tevhidi Duyan
3- Murat Aldemir - Giderem Men Tebriz'e
4- Ömer Faruk Tekbilek - İstanbul
5- Göksel Baktagir - Çılgın
6- Gökhan Kırdar - Tanbron
7- Feyruz - Atini Ennay Oua Ranni
8- Elene Karaindrou - Adagio
9- Ennio Morricone - Chi Mai
10- Selçuk Küpçük - Anılar Defterinde

| NE DİNLEDİK? |



THE WILD ONE (1953)

Yönetmen: László Benedek
Oyuncular: Marlon Brando

biz hep deriz zaten: "marlon brando.. adamın adı bile fiyakalı" diye. marlon brando'yu marlon brando yapan filmlerden biri de budur işte. e yukarıda görüldüğü gibi yüzyılın en klas fotoğraflarından birini de afiş yapmışlar. daha ne olsun? "yürü ya kulum" derler adama..


" a crowd is easier to control than an individual. a crowd has a common purpose. the purpose of the individual is always in question.. "

stephen soderbergh'in "kafka"sından

::: AH+HA v1.3 :::

| KAFA KAĞIDI | CEMAZİYELEWEL |

Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
1024x768. Firefox öneririz