::://

• 5/1/2006 - ksltlmş hytlr

 

HAYAT NEREYE KADAR KISALTILABİLİR?

Gökhan ÖZCAN - Gerçek Hayat, 246

 

Herkes gibi benim hayatım da bir kısır döngü içinde. Zamanın çok kısa olduğu kanaatinde değilim, bana kalırsa sadece hayat kısalıyor. Nasıl oluyor bu? Bakın anlatayım; her gün yatağımdan TSİ 8.30'da kalkıyorum WC'ye gidiyorum. Elimi  yüzümü yıkayıp kahvaltı faslını kısaca geçiştirdikten sonra çöküyorum PC'min başına. Önce yeni gelen e-mailleri okuyor, ardından MSN ortamında epeyce sanal çene çalıyorum. Bu arada GSM operatörüm günün ilk SMS'lerinin telefonuma düşmeye başladığını haber veriyor. Onları okurken TV'yi açıyor, TRT, CNN-TÜRK, NTV, ATV şeklinde uzayıp giden ZAP turumu başlatıyorum. Ancak pek dişe dokunur bir şey yok, birkaç VJ gevezelik yapıyor, birkaç SIT-COM'dan kahkaha efektleri yükseliyor. Bir yerlerde de BBG türünün son örnekleri tekrar ediliyor, bu saçmalıklar böyle sürüp giderken RTÜK ne yapıyor merak ediyorum. Dayanamayıp radyodan herhangi bir FM seçiyorum, orada da DJ gevezelikleri var. En iyisi bir DVD seçip seyretmek... Yeni aldığım cihazla sadece DVD değil, aynı zamanda DIVX, VCD, CD uyumlu bir hayatım oldu. Üstelik yanında I-POD da hediye ettiler. En iyisi ona R.E.M.'in MP3'lerini yükleyip kapağı dışarı atmak. Kulağımda son model bir REMIX, ilk yakaladığım EGO otobüsüne atlayıp işyerinin yolunu tutuyorum.

 

Byl Nry Kşyrz?

 

Oturup bir an önce CV'mi kaleme almam, ardından da gelen davetiyelerin LCV'leri ile ilgilenmem gerekiyor. Ama daha önce LCD ekran LPG bilgisayarımı açıyorum. ADSL bağlantısına sahip şanslılardan olduğumdan NET'e 256 KB hızında bağlanabiliyorum. Bu arada hava da çok sıcak, hemen kendime bir RC gazoz söylüyorum. Haberlere göz atmadan olmaz, A.A. mahreçli bir haber dikkatimi çekiyor, TCK nihayet TBMM'den çıkmış. Haberde İHD yetkilisinin görüşleri de var, son yapılan PR sonuçları da yayınlanmış. Şirketlerin CEO'ları var, acaba devletlerin de mi olsa diye düşünüyorum. Ama benim düşünmem gereken daha önemli şeyler var; melesa hemen en yakın HSBC şubesine gidip para çekmem gerekiyor. DPT'nin önünden geçen caddede bir tane ATM olduğunu hatırlıyor ve oraya yöneliyorum. Ancak hesap SOS veriyor, para dibe vurmaya yüz tutmuş. Olanı çekip doğruca bir PTT şubesine gidiyor, göndermem gereken APS'yi gönderiyorum. Sırada ASKİ ve TEDAŞ faturaları var. Ardından da SSK Hastanesine gidip DR muayenesinden geçmem ve gerekirse bir EKG çektirmem lazım. Tabii küçük kızım için BCG aşısı hakkında da bilgi almalıyım.

 

Bzm Drdmz N?

 

Ne kadar yorucu bir hayat değil mi? Ama inanın daha yapılacak çok iş var! ÖSYM'ye gidip yeğenlerim için bir adet KPSS, bir adet ÖSS ve kendim için de bir LES formu almalıyım. Bu faaliyet bolluğu beni DİE istatistiklerinin en "IN" adamları arasına değilse de, en meşgul adamları arasına sokacak sanırım. İnsanın içinde hemen AŞTİ'ye gidip bir bilet almak, bu dünyadan "OUT" olmak hissi uyanıyor. M.Ö. insanların ne kadar az derdi varmış, biz ne yapıyoruz böyle M.S. diye düşünüyorum. Nereye kadar? Yani nereye kadar kısaltabileceğiz her şeyi? Her şeyi kısaltarak kazandığımız vakti, yeri neyle dolduracağız? Her şeyi çılgınca harflere indirgemeye çalışıyoruz; hiçbir derinliğimiz, muhtevamız, ayrıntımız olmayacak mı bizim? GKHN'lar, MHMT'ler, ZYNP'ler, HSN'lar, HTC'ler olarak nasıl bir HYT yaşayacağız? Kendi ellerimizle açtığımız bu boşluğu sonra nasıl dolduracağız? Hayatı kısaltarak kendi bindiğimiz dalı kestiğimizi neden göremiyoruz? Aksine her şeyi uzatmak, büyütmek, zenginleştirmek ihtiyacındayız. Farkında mısınız bugün çocuklar kompozisyonlarında hiç tasvir yapmıyorlar. Çünkü onlar için anlatılacak her şeyi anlatacak harfler, formüller var. Dünyaya kendi gözleriyle bakamıyor, dolayısıyla göremiyor, yine dolayısıyla kendilerine ait ifadelere sahip olamıyorlar.

 

Tuhaf dünya, robotlar yapıp onlara insanlar gibi yaşamayı öğretmeye çalışıyor, diğer yandan da kendimiz robotlar gibi hayatımızı duygulara, algılara, hassasiyetlere, inceliklere, zenginliklere yer bırakmayan harflerle, rakamlarla, formüllerle dolduruyoruz. PES yani!..

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
yorum yaz :: arkadaşa gönder

• 2006-01-05 22:06:36 - Kslttk

Yazan: nymphia
teknoloji çağında yaşıyoruz malum. Tabi hızlandırmak anlamında herşeyi kısaltıyoruz. hatta yazıları okumak bile zor geliyor . Şöyle hızlıca bir göz gezdir hoop tamam oldu işte
bağlantı


1- Ender Doğan - Ben Bu Yolu Bilmez İdim
2- İ.Coşar - Semadan Sırr-ı Tevhidi Duyan
3- Murat Aldemir - Giderem Men Tebriz'e
4- Ömer Faruk Tekbilek - İstanbul
5- Göksel Baktagir - Çılgın
6- Gökhan Kırdar - Tanbron
7- Feyruz - Atini Ennay Oua Ranni
8- Elene Karaindrou - Adagio
9- Ennio Morricone - Chi Mai
10- Selçuk Küpçük - Anılar Defterinde

| NE DİNLEDİK? |



THE WILD ONE (1953)

Yönetmen: László Benedek
Oyuncular: Marlon Brando

biz hep deriz zaten: "marlon brando.. adamın adı bile fiyakalı" diye. marlon brando'yu marlon brando yapan filmlerden biri de budur işte. e yukarıda görüldüğü gibi yüzyılın en klas fotoğraflarından birini de afiş yapmışlar. daha ne olsun? "yürü ya kulum" derler adama..


" a crowd is easier to control than an individual. a crowd has a common purpose. the purpose of the individual is always in question.. "

stephen soderbergh'in "kafka"sından

::: AH+HA v1.3 :::

| KAFA KAĞIDI | CEMAZİYELEWEL |

Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
1024x768. Firefox öneririz