SİZ BİR ÖMÜRSÜNÜZ
İbrahim SADRİ - Paramız Yoksa da Haysiyetimiz Var sf.128
İnsan, tuhaftı.
Olmadık işler için olmadık şeyler kuruyordu kafasında.
Chevningon pantolonunuzla bindiğiniz belediye otobüsünde 501 Levi'sli biri sizi piyastos edebiliyordu pekala.
Ya da Benetton sarısı yağmurluğunuz orijinal Lacoste trençkotlu biri karşısında Harbiye otobüs durağında sürklase edilebiliyordu.
Her an herşey olabiliyordu anlayacağınız..
Palmoliveniz kepeğe karşı etkili olamayabiliyor, Rejoiceniz saçlarınızın ahenkle dansetmesini başaramayabiliyor, ve siz bir yandan Pantene kullanıyor diğer yandan ise vicdanen müteessir oluyordunuz.
Yaz-kış demeden Algida yemenize, patatesin Superfreshini tercih etmenize, Tobleronenin çukulatası için olmadık parendeler atmanıza rağmen ödenmemiş su parası sizi acz içinde bırakabiliyordu.
Oysa çok iyi biliyordunuz ki Sana annenizin, Luna sizin, Becel ise kalbinizin dostuydu.
Ace'nin beyazlığı ile Axion'un beyazlığı arasında bir nebze de olsa bir fark husule gelmeliydi.
Kosla kullanmalıydınız, nerede kullanacaksanız artık.
Sizin telecardınız diğerlerini dövmeliydi.
Coca Cola içerken neden içtiğinizi, Pepsi içerken neye benzediğinizi, RC Cola içenlerin IQ'larının baremini merak etmeye başladığınız an, kafanızda bir şimşek çakmıştı hani:
Ford, şampiyonlar liginin resmi sponsoruydu.
Aklanmak istiyordunuz.
Signal iki kat koruyor, Calgonit üüf beyazlatıyordu.
Sırıtabiliyor, dişlerinizi göstere göstere gülebiliyor, Ariellenmiş pamuklu Abbate gömleğinizle farkedilebiliyordnuz.
Çok kuşkuya da yer yoktu aslında.
İyi ki Gibbs vardı.
Dixi'nin köpüğü bile ayarlıydı. Üstelik Ona açık sarıydı. Bizim Yağ ailemizin yağıydı. Daha ne olsundu!..
Sabah okuyordunuz hem siz.
Arcopal yemek takımınız aslanlar gibi geliyordu, yetmişaltı kupon sonra.
Bir Laguna'ya dönüşüyordunuz bazen.
Citroen xsara için 74 saat ayakta sallanabilecek gücünüz bile vardı.
Sağduyunuz size Fulda önerse de, Fabuloso diyordunuz ısrarla.
Belirli bir cüz-i iradeniz bile vardı.
Hiç Beymen'den giyinememiş olsanız bile, Fanatik bir Taraftar'dınız aslında.
Pamukbank genç bankaydı.
Sizin yatıracak paranız olmasa bile, bu gerçek değiştirilemiyordu.
Şimdi bir Milka'nız olsaydı mesela, asla altınıza sızdırmazdınız, çünkü ultra primalı olarak tezahür ediyordunuz nasılsa.
Herkesinki kadardı sorunlarınız.
İşte yaz gelecekti ve Showpa devremülkünüzde Nivea'nızı yedirecektiniz bronzlaşma eğilimleri gösteren cildinize.
Petar Naumoski'nin artık Efes Pilsen'de oynamıyor olması, Tuborg'un kral bira lüks bira olduğu gerçeğini acaba ne kadar zayıflatıyordu kim bilir...
Kimbilir Duru ne kadar beyaz bir sabundu...
Akşama gelecek misafirleriniz vardı.
Arçelik buzdolabında ise Dardanel Ton'unuz.
Televizyonda film izlerken zaman zaman Karaoke yapmak geçiyordu içinizden.
Komşularınız size gıpta ediyor, kapıcınız acaip saygı duyuyordu Telefunken televizyonu ile, Flat Square'nize..
Sonra birgün kapınız çalındı.
Bir paket Selpak mendil ve yumuşak Solo tuvalet kağıdı oturmaya geldiler.
Mahcup oldunuz.
Onlara ikram edebilecek bir Old Spice'niz bile yoktu.
Hatta o karışıklıkta ABC alarak neden daha fazla ödemediğinizi bile izah edemezdiniz.
Sizi en son Adidas'larınızı ayağınıza çekip attaya giderken görenler oldu.
Sahici bile değildiniz.
Neticede bir Doritos Panço gevreği kadar bile olmadan, bir kola şişesinin içinde yaşamaya mahkum edildiniz.
Temyize bile gidemediniz.
Çünkü temyiz Opel Agila'sına binip bilinmeyen ufuklara doğru yola çıkmıştı bile.
Size kala kala şişeniz kalmıştı.
Sin ne cinsiniz!..
|