::://

• 12/11/2006 - ...

 

MUAZZEZ AKKAYA'YI BULDUM

Ahmet Hakan - Hürriyet, 12.11.2006

Şair Sezai Karakoç’un meşhur "Mona Roza" şiirinde, Türk edebiyatının en mahrem akrostişi gizlidir.

Şiirin her kıtasının başındaki harfleri yan yana getirdiğinizde "Muazzez Akkayam" çıkar.

Karakoç, 1950’de Mülkiye’de öğrenciyken yazmıştır bu şiiri.

Ancak 2002 yılına kadar hiç yayınlamamıştır.

Buna karşın tam 50 yıl kuşaktan kuşağa aktarılmıştır bu etkileyici şiir.

60’larda daktiloyla, 70’lerde teksirle, 80’lerde fotokopiyle çoğaltılmıştır.

Bu efsane şiir, bir aşk acısının yürek burkan sesidir.

Şöyle başlar:

"Mona Roza siyah güller ak güller / Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak / Kanadı kırık kuş merhamet ister / Ah senin yüzünden kana batacak / Mona roza siyah güller ak güller."

* * *

Ketumluğu, vakarı, onuruna düşkünlüğü, içe kapanıklığı, aşırı kırılganlığı ve küskün bir çiçek oluşuyla tanınan Sezai Karakoç’un, tam 50 yıl Muazzez Akkaya hakkında tek bir kelime etmesi tabii ki beklenemezdi.

Herhangi bir babayiğidin de Muazzez Akkaya konusunu Sezai Karakoç’a sormaya cüret etmesi de düşünülemezdi.

Bundan dolayı Muazzez Akkaya, Türk edebiyatının bir büyük gizi olarak kaldı.

Giz devam ettikçe de, efsane üretmeye meyilli tipler girdi devreye.

Neler neler anlatılmadı ki...

En meşhur hikáye şudur:

Güya Sezai Karakoç, Mülkiye’de okuyan Muazzez Akkaya’ya aşkını itiraf etmiş ama karşılık bulamamış, bunun üzerine "Mona Roza" şiirini yazmış, şiiri okuyan Muazzez Akkaya intihar etmiş.

Bu rivayet, "Sezai Karakoç da bu nedenle hiç evlenmemeyi tercih etmiş" diye bitiyor.

* * *

Dikkat! Dikkat!

Edebiyatımızın büyük sırrı çözüldü.

Nasıl mı?

Anlatayım:

Bundan bir süre önce bir yazımda Sezai Karakoç’un "Mona Roza" şiirine ve Muazzez Akkaya’ya şöyle bir değinmiştim.

O yazının yayınlanmasının ardından New York’tan bir e-posta aldım.

Şunlar yazılıydı e-postada...

"Selam Ahmet Bey... Ben New York’ta doktorluk yapıyorum. Muazzez Akkaya’nın kızıyım. Yazınız ailecek çok hoşumuza gitti. Annemin adını yazınızda geçirdiğiniz için çok teşekkürler. Ayşe."

Okuyunca "Vay be" diye haykırdım. Muazzez Akkaya’nın izini bulmuştum.

Hemen bir yanıt yazdım: "Lütfen anneniz hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?"

Yanıt şöyleydi:

"Annem Mülkiye’de okumuş. Öğrenciliğinde çok güzel bir kadınmış. Grace Kelly tipinde. Pingpong şampiyonu olmuş okulda. Bugün anneme Sezai Karakoç’un aşkını ve şiirini sordum. Annemin bu aşktan ve şiirden haberi olmamış. Ama şunu anımsıyor: Paltosunun cebinde şairi meçhul aşk şiirleri bulurmuş! Babamla evlenirken babama bu şiirlerden söz etmiş, babam da şiir yazmaya kalkışmış annem için ama tabii ki çocukça şiirler olmuş bunlar. Annem Hazine avukatlığından emekli oldu. Maliye Bakanlığı’nda çalışırken babamla tanışıp aşk evliliği yapmışlar. 48 sene harika bir evlilikleri oldu. Maalesef geçen hafta babamı kaybettik."

* * *

Muazzez Hanım’ın Mülkiye’de okurken "pingpong şampiyonu" olduğunu öğrenince...

Hemen aklıma Sezai Karakoç’un "Ping-Pong Masası" adlı başka bir şiiri geldi.

Şiiri bulup okudum...

Şu dizelere dikkat kesildim:

"Ha Sezai ha ping-pong masası / Ha ping-pong masası ha boş tüfek / Bir el işareti eyvallah ve tak tak / Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi / Ne kadar güzel ne kadar sıcak / Tak tak tak tak tak."

Gözümün önüne şöyle bir görüntü geldi:

Ezik ama onurlu Ergani çocuğu Sezai, uzak bir köşeden Muazzez’in pingpong oynamasını izlemektedir. Muazzez topa şımarık bir edayla vurdukça "Ha Sezai ha ping-pong masası" diye içlenmektedir.

Ne dokunaklı değil mi?

* * *

Hadi girin internete ve bu çok eski devirlere aitmiş gibi gözüken dokunaklı aşka nüfuz etmek için "Mona Roza" şiirini bulup okuyun.

50 yıllık büyük gizin aydınlanmasının hatırına...

Bir parça kederlenip aşka olan imanınızı tazeleyin.

Okuyun ve içinizi ısıtın:

"Yağmurlardan sonra büyürmüş başak / Meyveler sabırla olgunlaşırmış / Bir gün gözlerimin ta içine bak / Anlarsın ölüler niçin yaşarmış / Yağmurlardan sonra büyürmüş başak."

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
yorum yaz :: arkadaşa gönder

• 2009-08-03 18:18:38 - mona rosa

Yazan: isimsiz
inan mıyorum muazzez yaşıyo mu
bağlantı

• 2007-03-01 15:41:10 - çok ilginç

Yazan: apolitik
gerçektende çok ilginç ya şaşırdım bende o hikayeyi ilk başta olduğu gibi biliyordum, teşekkürler..
bağlantı

• 2006-11-25 01:29:52 - http://monaruz.blogcu.com

Yazan: Monaruz
Bu sabah sayfayı bir açtım...
Sayfa turuncu turuncu kaldı, tabi ben de bakakaldim...
Sandım ki kapattınız, bayağa üzülmüstüm.
Şimdi açık görünce, heralde bir aksilik olduğu anda açtım dedim.
Efem her ne kadar sayfayı günlerdir güncellemiyor olsanızda (güncelleyin lütfen)
bu bloğu seviyorum...
İnşaAllah çooook ziyaretçiniz olur, ki bu güzel blogdan istifade ederler.
Durun klavyeyi sürteyim, herkes ardımdan yazsın...

;)
bağlantı

• 2006-11-16 09:22:46 - şok haber budur işte

Yazan: suveyda
hadi ya .
işte yıkıldığım an bu andır.
hatunun haberi bile yokmuş.
Ah Sezai Karakoç ahhh.
yazık ettin.
şimdi olay daha hüzünlendi işte.
beterin beteri bu olsa gerek.

http://gozgumisali.blogspot.com/
bağlantı

• 2006-11-14 20:12:32 - Şiir

Yazan: Monaruz
Mona Roza şiirini ve bu şiiri Sacit Onan´in sesinden dinlemeyi seviyorum.
Lakin bir insanın başka bir insana bu denli derin bağlanmasının çokta özenilesi birşey olmadığını düsünüyorum.
Elbette birini sevmeli insan, ama yerine başka birini koyamayacak kadar büyük bir tutkuyla değil.
Bakın Muazzez hanımın dünyadan haberi yokmuş ve doğal olarak evlenmiş.
Düsündükçe üzülüyorum, keşke Sezai Karakoç beyde evlenip mutlu olsaydı.

Yalnızlık yakışmıyor hiç bir şaire.

NOT: Grace Kelly hakikaten çok güzel ve zarif bir kadındır:)
bağlantı


1- Ender Doğan - Ben Bu Yolu Bilmez İdim
2- İ.Coşar - Semadan Sırr-ı Tevhidi Duyan
3- Murat Aldemir - Giderem Men Tebriz'e
4- Ömer Faruk Tekbilek - İstanbul
5- Göksel Baktagir - Çılgın
6- Gökhan Kırdar - Tanbron
7- Feyruz - Atini Ennay Oua Ranni
8- Elene Karaindrou - Adagio
9- Ennio Morricone - Chi Mai
10- Selçuk Küpçük - Anılar Defterinde

| NE DİNLEDİK? |



THE WILD ONE (1953)

Yönetmen: László Benedek
Oyuncular: Marlon Brando

biz hep deriz zaten: "marlon brando.. adamın adı bile fiyakalı" diye. marlon brando'yu marlon brando yapan filmlerden biri de budur işte. e yukarıda görüldüğü gibi yüzyılın en klas fotoğraflarından birini de afiş yapmışlar. daha ne olsun? "yürü ya kulum" derler adama..


" a crowd is easier to control than an individual. a crowd has a common purpose. the purpose of the individual is always in question.. "

stephen soderbergh'in "kafka"sından

::: AH+HA v1.3 :::

| KAFA KAĞIDI | CEMAZİYELEWEL |

Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
1024x768. Firefox öneririz